Gürcü Melik Hatun

PARNA BEKA ÇİLADZE

Türkçe kaynaklara Gürcü Hatun olarak giren Gürcü prensesi Tamar hakkında, bazısı roman olmak üzere kitaplar ve çok sayıda  yazı kaleme alınmış olması, onun popüler kişiliğiyle açıklanabilir. Ancak onu popüler kılan da üzerine fazlaca yazılmasıdır. 1993 yılında kaleme aldığım “Gürcü Hatun” yazısı da bu yazılardan biri, hatta Türkçe bağımsız ilk yazılardan biridir diyebilirim. İki yıl önce yazdığım “Üç Gürcü Hatun” yazısı ise, tarihte birden fazla “Gürcü Hatun” bulunduğunu göstermesi açısından önemli sayılabilir. Bu iki yazımda adı anılmamış olmakla birlikte, Türkçe kaynaklarda başka bir “Gürcü Hatun”un daha geçtiğini belirtmeliyim. Söz konusu bu “Gürcü Hatun”, Türkçe kaynaklara “Gürcü Melek Hatun” biçiminde yerleşmiştir. “Gürcü Melek Hatun”un yanlış bir yazılış olduğunu da göstermek amacıyla yazıya giriş babından önce “Gürcü”, sonra “Melek” sözcükleri üzerinde duracağım. 

Günümüz Türkçesinde “Gürcü” olarak yazılan kelimenin özgün biçimi “Gurcî”dir (كورجی) ve bu kelime Farsçadan Türkçeye girmiştir. Buradaki “î” nispet ekidir ve isimden sıfat yapmaya yarar. Yani “Gurcî” (modern Türkçede Gürcü) kelimesi, “Gurc” (كورج) kelimesine bu ek getirilerek türetilmiştir. Farsçada “kurt” anlamına geldiği belirtilen “Gurc” ise, eskiden Gürcistan anlamında kullanılıyordu. “Gurcî” de haliyle “Gürcistanlı”, “Gürcistan’dan olan” anlamına gelmektedir.

Bu yazının konusu olan “Gürcü Melek Hatun”un bugün var olmayan türbesine ait kitabeye bakılınca, “Gürcü Hatun”un “Gurcî” değil, “Gurc” sıfatını taşıdığı görülmektedir. İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır’ın karısı Bağdat Hatun örneğinde olduğu gibi, “Melek Hatun” önüne bir yer adı, ülke adı getirilmiştir. Öte yandan, bu adın önüne getirilen ve Arap harfleriyle yazılmış olan “melik” sıfatı da yanlış biçimde “melek” olarak okunmuştur. Bu hatalı okuma, “melek” ile “melik” ve “mülk” kelimelerin Arap harfleriyle aynı biçimde (“ملك”) yazılmasından kaynaklanmaktadır. Oya Pancaroğlu’nun “The Mosque-Hospital Complex in Divriği: A History of Relations and Transitions” adlı makalesinde belirttiği gibi ortaçağda kişi adı olarak “Melek” mevcut değildir. Söz konusu kelime, erkek hükümdarlara özgü bir unvan olan “melik”tir ve “melik” hükümdarlık ailelerine mensup kadınlar için de kullanılıyordu. 13-14. yüzyıllarda yaşamış olan Turan Melik Hatun, İranlı şair Cihan Melik Hatun gibi isimler de buna örnek olarak verilebilir.

Bu açıklamalar ışığında “Gürcü Melek Hatun”un biçiminde yazılan adın doğru okunuşunun “Gurc Melik Hatun” olduğunu belirtmeliyim. Bununla birlikte, bir tür okuma kolaylığı sağlamak için, hükümdarlık ailesine mensup bir Gürcü olduğunu düşündüğüm bu kadını Gürcü Melik Hatun biçiminde yazacağım. Kişiyi yüceltme amacıyla, Turan Melik Hatun adında efsanevi “Turan ülkesi”ne gönderme yapıldığı gibi, Gürcü Melik Hatun’da da masalsı “Gurc ülkesi”ne (Gürcistan) bir referans yapılmış olduğu görülmektedir. Bundan dolayı Gürcü Melik Hatun etnik olarak Gürcü olmayabilir. Ancak “Gurc” sıfatı, onu yüceltmek amacıyla etnik olarak Gürcü bir kadının adının başına da getirilmiş olabilir.

Gürcü Melik Hatun’un türbesinden kalan ve bugün Kayseri Müzesi’nde bulunan kitabe. Kaynak:  Mehmet Çayırdağ, “Kayseri’de Selçuklu ve Beylikler Dönemine Ait Bazı Kitabe ve Mezar Taşları

Gürcü Melik Hatun hakkında bugüne ulaşan tek tarihi belge, türbesinden kalma kitabedir. Kayseri Ansiklopedisi’nin “Gürcümelek Hatun” adlı maddesinde verilen bilgiye göre Kayseri’nin neresinde olduğu bilinmeyen ve yıkılarak ortadan kalkmış türbesinin kitabesi Kayseri Müzesi’nde bulunmaktadır. 53 x 32 cm ebadında olan kitabede, “Bu kabir merhume ve mağfure Gürcü Melik Hatun’undur. Allah kabrini nurlandırsın. Yedi yüz yirmi üç senesinin Rebiülevvel ayının başında (vefat etti). Allah onu ve bütün müminleri affetsin” yazılıdır. Gürcü Melik Hatun’un ölüm tarihi, Miladi tarihle söylersem, Mart 1323 olarak verilmiştir. Gürcü Melik Hatun’un hayatı hakkında bu kitabe dışında bilgi bulunmadığı gibi, nerede yaşadığı ve türbesinin nerede olduğu da bilinmemektedir.

Bu belirsizlik içinde Kayseri kentinde, surlar içinde bulunan eski Gürcü mahallesinden söz etmek anlamlı olabilir. Gürcü Mahallesi, tarihsel kentin güney kesiminde, Kiçi Kapı ile Boyacı Kapı arasında bulunuyordu. Gürcü Mahallesi’ndeki surlardan dışa açılan kapı da Gürcü Kapı olarak adlandırılıyordu. Gürcü Mahallesi’nin, Anadolu Selçuklu döneminde Gürcülerin yerleşmesiyle ortaya çıkmış olduğu anlaşılmaktadır. Buraya yerleşen Gürcülerin olası izini, Gürcü kraliçesi Rusudan’ın kızı Prenses Tamar’ın (Gürcü Hatun) üzerinden sürebiliriz. Gürcü Hatun’un 1236 yılında kalabalık Hıristiyan maiyetle Konya’ya geldiği ve Anadolu Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev’le evliliği boyunca Hıristiyan dininde kaldığı bilinmektedir. Gürcü Hatun, kocasının ölümünden sonra, Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküşünü hazırlayan İlhanlılarla işbirliği yapan Pervane Muineddin Süleyman’la evlenmek ve Müslümanlığa geçmek zorunda kalmıştı. Bu dönüm noktasında Prenses Tamar’ın maiyetini oluşturan Gürcüler Kayseri kentine yerleştirilmiş olabilir. Gürcü Melik Hatun’un da Kayseri’ye yerleşen bu Gürcülerden olması muhtemeldir.

Türbesinden kalan kitabede Gürcü Melik Hatun’un, adetten olduğu üzere yazılması gereken baba ismi de yazılı değildir. Babasının adının yazılmamış olması, Gürcü Melik Hatun’un Hıristiyan bir Gürcü ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş olması ihtimalini desteklemektedir. Gürcü Melik Hatun’un muhtemelen yaşadığı yer olan Kayseri’deki Gürcü  Mahallesi, onun ölümünden 177 yıl sonra, 1500 yılında 33 haneden ibaret bir yerleşmeydi. 1834 yılında ise mahallede sadece 3 hane Gürcü kalmıştı ve nüfusun çoğunluğu Rumlar ile Ermenilerden oluşuyordu. Gürcü Mahallesi’nde 16. yüzyılda Gürcü Osman Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı Gürcü Hamamı bulunuyordu. Hamamın dışında burada bir de Gürcü Mescidi olarak adlandırılan bir cami vardı. Bu yapılar ortadan kalktığı gibi Gürcü Mahallesi denilen yer de Camikebir Mahallesi içinde kaybolup gitmiştir.

Gürcü Melik Hatun’un türbesinden kalan ve bugün Kayseri Müzesi’nde bulunan kitabenin transkripsiyonu. Kaynak: Mehmet Çayırdağ, “Kayseri’de Selçuklu ve Beylikler Dönemine Ait Bazı Kitabe ve Mezar Taşları”

Bütün bu tespitlerden ve varsayımlardan sonra, Tire’de “Gürcü Melek Camisi” adını taşıyan bir caminin karşımıza çıkması, bütün bu olasılıkları baştan sorgulamamıza yol açabilir. Tire üzerine araştırmalarıyla tanınan A. Munis Armağan’ın verdiği bilgiye göre, Gürcü Melek Camisi, Tire’nin İstiklal Mahallesi ile İpekçiler Mahallesi sınırında yer almaktadır. Aydınoğulları hükümdarı Gazi Umur Bey’in kızı Gürcü Melek (Gürcü Melik olmalı) tarafından 14. yüzyılda yaptırılmıştır. Gürcü Melek Camisi’nin 1372-1373 tarihlerinde, Değirmendere’deki Bademye Köprüsü ile Bademye Mescidi’yle de aynı tarihlerde yapıldığı sanılmaktadır. Kaynaklarda Aydınoğlu Umur Bey’in üç kızından birinin Gürcü Melik adını taşıdığı belirtilmektedir (diğer ikisi Hundi Melek, Azize Melek). Umur Bey’in kızının Gürcü Melik adını taşıması, güzelliğiyle ünlü Gürcü Hatun’undan dolayı Anadolu’da günümüzde de kadınlara “Gürcü” adı verilmesiyle ilişkili olabilir. Ne var ki, bu yazıda anlatmaya çalıştığım Gürcü Melik Hatun gibi, Umur Bey’in kızı hakkında da fazla bir şey bilmiyoruz.  

Bununla birlikte, ünlü Gürcü Hatun dışında, tarihçi Osman Turan’ın verdiği bilgiye göre, 13. yüzyılda Anadolu topraklarında biri Selçuklu hükümdarı III. Keyhüsrev’in (hükümdarlığı 1266-84) karısı ve diğeri onun kızı olmak üzere iki Gürcü Hatun daha vardı. Bu üç Gürcü Hatun’a, burada anlattığım Gürcü Melik Hatun ile Gürcü Melik’i de eklersek, Anadolu Selçuklu ve beylikler döneminde, tespit edebildiğimiz beş Gürcü Hatun’un var olduğu ortaya çıkar. Bugün Türkiye’de kadınlara yaygın olarak “Gürcü” adının verilmesinde bu beş Gürcü Hatun’un şu veya bu oranda bir etkisi olduğu söylenebilir.

Kaynakça:
1) Oya Pancaroğlu, “The Mosque-Hospital Complex in Divriği: A History of Relations and Transitions”Anadolu ve Çevresinde Ortaçağ, 2009.
2) Mehmet Çayırdağ, “Kayseri’de Selçuklu ve Beylikler Dönemine Ait Bazı Kitabe ve Mezar Taşları”İÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, S. 34.
3) Kayseri Ansiklopedisi, 2010-2015, 5 cilt, 2. cilt, s. 445, 448, 449.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s